Minoxidil | Minoksidil | Sadece 39 TL Ürün Görseli

Minoxidil | Minoksidil | Sadece 39 TL

Güney Kore’de yapılan yeni bir araştırmada, kelliğe de çare olacağı düşünülen bir yöntemle fareler üzerinde saçların tekrar büyümesi başarıyla sağlandı.

 

Seul’daki Yonsei Üniversitesi’nde Profesör Kang-Yell Choi yönetimindeki bir ekip, yarattıkları yeni bir biyo kimyasalı kullanarak farelerde 28 günde yeniden büyüme ve vücut onarımı sağladı.

 

PTD-DBM adı verilen biyokimyasalın iki proteinin birbirine bağlanmasını engelleyerek çalıştığı aktarıldı. Genelde bu iki protein birbirine bağlandığında vücut onarımını ve yaraların iyileşmesini engelliyor.

 

Bu nedenle bilim insanları, PTD-DBM’in bu istenmeyen durumu engelleyerek saçların tekrar normal bir şekilde çıkmasına olanak sağladığını belirtiyor.

 

Hatta bu araştırmada PTD-DBM uygulamasında valproik asit kullanıldığında saçların normalden de hızlı çıkabildiği gözlemlendi.

 

Araştırmanın başındaki Profesör Kang-Yell Choi, “Saç büyümesini kontrol eden bir protein bulduk ve bu proteinin işlevini kontrol ederek saç oluşumunu sağlayan yeni bir madde geliştirdik. Bu yeni maddenin sadece saç kayıplarında değil aynı zamanda zarar görmüş deri ve dokularının tedavisinde de kullanılmasını bekliyoruz” dedi.

 

 

Sıradaki aşama PTD-DBM’in herhangi bir yan etkisi olup olmadığını kontrol etmek.

 

Çalışma Ağustos ayında Kaliforniya Üniversitesi’nde yayınlanmış yeniden saç oluşumu konulu bir araştırmayı temel alıyor.

 

Araştırma yazarlarından Aimee Flores, hem kadın hem erkek, kellik ve saç dökülmesi sorunlarıyla mücadele eden milyonlarca insanın için umut vadettiğini söyledi.

 

Henüz insanlar üzerinde test edilmemiş olan ilgili ilaçların Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından insan için uygun ve etkin olduğu kanıtlanarak onlayması gerekiyor.

Minoxidil | Minoksidil | Sadece 39 TL

Kelliği önlemek için dünya çapında tıp laboratuvarlarında çok büyük çalışmalar yürütülüyor. Japonya’dan gelen son açıklama, ülkenin en büyük araştırma organizasyonu RIKEN’in iki büyük Japon şirketi Kyocera ve Organ Technologies ile iş birliği yaparak yenileyici kellik tedavisi üzerine çalışmalar yürüttüğünü bildiriyor. Şirketler bu yöntemin 2020’de ticari kullanıma uygun hale geleceğini düşünüyor.

 

Yenileyici tedavi alanında çalışma yürüten tek ülke Japonya değil. Kaliforniya Stanford-Burham Tıp Araştırmaları Enstitüsü de benzer metotlar kullanarak bu alanda çalıştığını açıklamıştı. Ayrıca bir başka Japon firması Shiseido‘nun, Kanadalı RepliCel Life and Sciences şirketi ile iş birliği halinde olduğu ve kendi yenileyici tedavilerini geliştirerek 2018’e kadar bu yöntemi piyasaya sürmeyi hedefledikleri belirtiliyor. Şirketler tedavi ücretinin bin dolar civarında olacağını düşünüyor.

 

Günümüzde sadece Japonya’da 18 milyon insan saç kaybından şikayetçi. Bu rakam ABD’de üç katına kadar çıkabiliyor. Yöntemin maliyetine de bağlı olarak, şirketlerin bu alanda müşteri bulmakta zorlanmayacağı düşünülüyor.

 

Saç folikülleri yeniden üretiliyor

RIKEN’de Takashi Tsuji tarafından yönetilen araştırmalarda, fareler üzerinde yapılan deneylerde diş, bazı salgı bezleri ve saç folikülü gibi vücut parçalarının ilk evre (primordium) yöntemiyle yeniden geliştirilebildiği kanıtlandı. Burada en önemli bileşen kök hücreler. Bu hücreler kendilerini vücudun ihtiyacına göre başka hücrelere dönüştürerek ihtiyaç duyulan vücut parçalarını oluşturabiliyor.

 

Saç folikülleri, saçlarımızın köklerinde bulunan ve saça gerekli besini sağlayan hücreler ve dokulardır. Saç folikülleri, kendisine bağlı kök hücreler aracılığıyla, doğumdan sonra tekrar tekrar kendisini yenilediğini bildiğimiz, deri dışındaki tek organımız. Bir saç folikülünden 3 ila 7 yıl boyunca saç çıkabilir. Daha sonra folikül uykuya geçer ve saçları döker. Birkaç ay içinde ise uyanır ve bu döngü tekrar başlar.

 

Bu döngü hormonlardan, bağışıklık sisteminden ve yaşlanmadan etkilenebilir. Bugüne dek foliküllerin zarar görmesi durumunda yeni folikül üretilemiyor ve kellik görülüyordu. Foliküler yenileyici ilaç adı verilen yöntemle hastanın saç derisinden küçük parçalar alınıyor, buradaki foliküllerde bulunan aktif kök hücreler ayrıştırılıyor. Daha sonra bu kök hücrelerin sayısı ve boyutu artırılıyor. Tsuji’nin ilk evre metodu kullanılarak bu hücrelerin foliküle dönüştürülmesinin ardından, üretilen foliküller hastanın saç derisine yerleştiriliyor.

 

Kullanılan yöntemlerden daha üstün

Yıllardır kelliği önlemek için pek çok farklı yöntem etkili bir şekilde kullanılsa da aslında tam olarak yapılan şey hastanın saçının çok olduğu bölgeden saçı alıp az olduğu bölgeye taşımak. Ayrıca bu yöntemlerle gelecekte saçların tekrar dökülmesini engellemek için de bir değişiklik yapılmıyor. Foliküler yenileme metodunda ise deriden alınan küçük miktarda saç molekülü çoğaltılıyor ve saç büyümesinin devamlılığı sağlanıyor.

 

Bu yöntemin etkili olarak çalışabilmesi için yüksek isabet kabiliyetine sahip biyomühendislik becerileri ve cihazlarına ihtiyaç duyuluyor. Elektronik ve seramik üreticisi Kyocera, yapay eklem üretimi alanındaki bilgi ve tecrübesini, bu işlem için gerekli ekipmanı üretmek için kullanacak. Bu süreçte Organ Technologies şirketi de üretilen kök hücreleri saç foliküllerine dönüştürecek. Yöntem başarılı bir şekilde uygulamaya konursa kellik tarihe karışacak.

Minoxidil | Minoksidil | Sadece 39 TL

Bundan tam bir yıl önce Yeditepe Üniversitesi Kurucusu Bedrettin Dalan’ın sözleri hakkında şöyle bir haber yapılmış “Yeditepe Üniversitesi Kurucusu Bedrettin Dalan üniversite bünyesinde yapılan çalışmalar sonucunda, kelliği büyük ölçüde sona erdiren bir krem üretildiğini açıkladı. Yeditepe Üniversitesi Genetik ve Biyomühendislik Bölümü’nde yapılan çalışmalar sonucunda bu ürünün ortaya çıktığını aktaran Dalan şöyle konuştu: ‘En geç 1.5 ay içinde kremimizi eczanelerde bulabileceksiniz. Saç ektirme ya da saç diktirme yöntemiyle ilgisi yok bu buluşun. Çok derin bilimsel altyapısı olan bir kozmetik ürünü ve patentli bir Türk markası olarak piyasaya sürülecek.”

 

Üzerinden bir yıldan fazla zaman geçti; isminin Kelopesia olduğu da açıklanan bu ürün halen piyasada yok. Zaten pek çok yerde ismiyle de dalga geçilmiş. Bence de iyi bir isim değil. Aynı haber Cumhuriyet Gazetesi’nde de yer bulmuş (kelliğe çare bulundu). 11 Mart 2016 tarihli bu haberde başka iddialar da var; “Yeditepe Üniversitesi’nin Kayışdağı Kampüsünde kellik kreminin tanıtıldığı bir basın toplantısını düzenlendi. Üniversitenin kurucusu Bedrettin Dalan’ın da katıldığı toplantıda Yeditepe Üniversitesi Genetik ve Biyomühendislik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Fikrettin Şahin, geliştirdikleri kremle ilgili bilgi verdi. Sünnet derilerinin kök hücresinin, bütün hücre tiplerine dönüşebilme yeteneğine sahip olduğununu tespit ettiklerini söyleyen Şahin, ‘Gördük ki bu hücreler çok özel. Besi ortamlarında farklı moleküller üretiyorlar. Diğer hücrelerin üzerine etkileri konusunda araştırma yaptık. Gördük ki bu hücrelerin markerları ile saç hücrelerinin markerları arasında benzerlik var. Bu hücrelerin saç üretmesiyle ilgili çalışma başlattık.’ diye konuştu.”

 

 

 

Saç dökülmesi yaygın bir sorun. Her iki cinste de görülüyor. Erkeklerde genelde AGA (androgenetik alopesi) genetik ve hormonal nedenler ön planda. Kadınlarda saç dökülmesi biraz daha karışık. Ancak iyi planlanmış bir tedaviye genelde kadınlar erkeklerden daha kolay cevap veriyorlar.

 

 

 

İLK DENEME HAYVANLARDA

3 yıllık çalışma sonucu elde ettikleri kremi ilk olarak hayvanlar üzerinde denediklerini ve iyi sonuçlar aldıklarını söyleyen Yeditepe Üniversitesi Genetik ve Biyomühendislik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Fikrettin Şahin, “Tıraş edilen farelerin sırtına formülü sürdük. 12’inci günde hayvanların sırtının kılla kaplandığını gördük. Üstelik siyah farelerin yeni kılların çok daha koyu olduğunu gördük” dedi.

 

KADINLARDA KESİN SONUÇ

Aynı ilacı insanlar üzerinde denediklerini ve başarılı sonuçlar aldıklarını belirten ve fotoğraflarla gösteren Şahin, kadınlardaki etkinin erkeklere göre daha belirgin olduğunu söyledi. İlacın ticarileşme sürecinin devam ettiğini söyleyen Şahin’e destek veren Yeditepe Üniversitesi Kurucu Başkanı Bedrettin Dalan, ilaca yarı Türkçe yarı latince “Kelopesia” adını vermeyi düşündüklerini söyledi.

 

1 AY İÇİNDE ECZANELERDE

Yeditepe Üniversitesi’nin patenti en yüksek üniversite haline geldiğini söyleyen Dalan, ” Ülkelerin zenginliği insan sayısına göre değil, ürettikleri teknolojiye göredir. Bir ülke gerçekten zengin olmak istiyorsa, ikinci sınıf ülke değil, birinci sınıf ülke olmak istiyorsa, olmazsa olmaz şart, bilim ve teknoloji üreterek artı değer kazanmaktır” diye konuştu. Ürettikleri kellik kremin oda sıcaklığında kalmadığını söyleyen Dalan,” Oda sıcaklığında stabilize etme çalışmalarımız sürüyor. En geç 1 ay içinde eczanelerde bulunabilir hale gelecek” dedi.

 

Aralık 2016 tarihinde konu ile ilgili bir başka haber çıktı; “Yeditepe Üniversitesi ile yapılan görüşmeler sonucu ürünün 2017 yılına ertelendiği bilgisine ulaşıldı. Ocak ayının sonuna doğru çıkması planlanan ürünün tekrar ertelenmesi gündemde. Üniversite yetkililerinden alınan bilgilere göre Kelopesia’nın çıkışı 2017 yılının Mart ayına kadar sürebilir.Ayrıca üniversite yetkilileri ürünün fiyatı hakkında da henüz net bir bilgi olmadığı bilgisini verdi.Yeditepe Üniversitesi Genetik ve Biyomühendislik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Fikrettin Şahin kremi bu sözlerle anlatmıştı.3 yıldır krem üzerinde çalıştıklarını kaydeden Şahin, kremin ilk olarak hayvanlar üzerinde denediğini ve iyi sonuçlar aldıklarını açıklamıştı. Formül ilk olarak fareler üzerinde denendi. Sırtı traş edilen farelerin 12 günde sırtı kılla kaplandı. Siyah kıllı farelerin yeni tüyleri daha koyu çıkmaya başladı. Formülde sünnet derisi kullandıklarını söyleyen Şahin:  ‘Gördük ki bu hücreler çok özel. Besi ortamlarında farklı moleküller üretiyorlar. Diğer hücrelerin üzerine etkileri konusunda araştırma yaptık. Gördük ki bu hücrelerin markerları ile saç hücrelerinin markerları arasında benzerlik var. Bu hücrelerin saç üretmesiyle ilgili çalışma başlattık’ dedi.”

 

Hayvanlar üzerine denenen ilaç daha sonra insanlar üzerinde de denendi. Saç çıkma oranının erkeklere göre kadınlarda daha belirgin olduğunu söyledi. İlacı deneyen insanlar arasında ünlü komedyen Şafak Sezer de vardı. Şahin, Şafak Sezer’e ‘yeğenim’ diyerek hitap etti. Şahin, Yanına çağırdığı Sezer için, Şafak Sezer’in de gönüllü deneklerden biri olduğunu söyledi ve Sezer’in saçlarını göstererek “Burada hiç saç yoktu, saç çıkmaya başladı.” diye konuştu.

 

Bu süre zarfında bir ecza şirketi ilaç buldu, 300 küsür gönüllü üzerinde denedi ve başarılı sonuçlar ortaya çıktı.

 

Sonra baktılar kelliğe çözüm bulunamıyor, kalıcı dövme modası pompalandı. Bunların hepsi internette var. Ama bir tek kelliğe çözüm yok.

 

 

 

Erkeklerde ana sorun saç dökülmesi iken kadınlarda saçın yanında kaş ve kirpik dökülmeleri de önemli birer psikososyal sorun olarak karşımıza çıkıyor.

 

Leyla Çabuk isimli bir herbalist hanımefendi de topa girdi. Bitkisel bir karışımla kelliğe kesin çözüm geliştirdiğini iddia etti. Ama oradan da ses çıkmadı.

 

Bu arada bir İspanyol bilim adamı kansere çare ararken kelliğe çözüm buldu ve bu  televizyonun kanallarından Habertürk’te reklam oldu (haber). Türkler bu haberde kelliğin anlam ve önemine değinen mühim konuşmalar yaptılar.

 

Ve Ocak 2016’da Ankara Üniversitesi topa girdi. “Ankara Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi, araştırmacılarının, nano-teknolojik yöntemlerle geliştirdikleri sağ bakım ürünü gün yüzüne çıkıyor. 1,5 yıldır yaklaşık bin 500 denek üzerinde başarı ile denenen nano-teknolojik saç bakım kremi eczane raflarında yer almaya başlıyor. Ankara Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nde geliştirilen teknoloji, organik bitki özlerinin etkin şekilde saç dökülmesine ve zayıflamış saçları tekrar güçlendirmeye yarıyor.

Nanomaks Ar-Ge Direktörü Dr. Sezen Demirtaş, kendi ürettikleri teknoloji ile bazı bitki özlerini aktif hale getirebildiklerini ve bu bitki özlerinin deri altında kollagen üretimini tetikleyebildiğini gösterdiğini ifade ederek, ‘Bizim kendi ürettiğimiz özel makinelerle nano-teknolojik yöntemlerle bitki özlerini aktif hale getirerek yeni formülasyon geliştirdik. Burada saç bakım kremi adında ürettik. Kel bir insanın saçın bir mercekle bakarsanız, köklerinin yerinde durduğunu görebilirsiniz. Bizim geliştirdiğiniz yöntemde deri altına bir mesaj gönderiyoruz ve kollajen üretimini tetikliyoruz. Yaşla beraber azalan kollajen döngüsü hızlanmaya başlıyor. Kişinin gençliğindeki seviyelere çıkıyor. Gençliğindeki ve çocukluğundaki saçları ne vaziyetteyse aynı duruma yavaş yavaş geliyor.’ diye konuştu.”

 

Bu ürün galiba piyasada var; N2C Hair Care Cream isimli bu üründen fayda gören var mı bilmiyorum. Ürünün içinde 11 çeşit bitkinin yağı ve bir de keratin… Bitkisel yağların saça faydalı olduğu eskiden beri biliniyor. Ancak saç telinin bakımı ayrı saç çıkarmak apayrı bir mesele… Zaten Ekşi Sözlük ürünü yerden yere vurmuş çoktan.

 

Sonuç olarak kellik olduğu yerde duruyor. Ben bu konuda elimden geldiğince bilimsel verileri kullanarak konuyu anlatmaya çalışıyorum. Bir iki nokta ile bu yazıyı tamamlayayım.

 

Sadece bitkisel karışımlarla saç çıkmaz. Bu yıllarca denenmiştir. Ancak bitkilerden yardım alınabilir.

Kimyasal ifadesinden korkmayın. Her şey nihayetinde kimyasaldır. Her kimyasal zararlı, her organik yararlı demek değildir.

Organik, doğal, natürel gibi ifadelerin içi boş olabilir, hemen inanmayın, araştırın, güvendiğiniz hekimlere sorun.

Saç çıkması için saç kökünün çok iyi tanınması ve onun motive edilmesi gerekir. Bunun nasıl olduğunu daha önce anlatmaya çalışmıştım.

Kelliğin çözümü var ve bitkisel filan değil. Ama burası bilime ev sahipliği yapan bir ülke de değil. Herkes voleyi vurma parayı bulma peşinde.

Ben yine de vazgeçmedim. Kelliğin ilacını tüm engellemelere rağmen ürettik. Sonuçlarımız çok iyi, bu sitede gördüğünüz çoğu fotoğraf bizim sonuçlarımız, ancak reklam yapmak uygun değil.

 

Minoxidil | Minoksidil | Sadece 39 TL

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu Keli Sarımsaklasak da mı Saklasak, Sarımsaklamasak da mı Saklasak? Efendim kelin sarımsağı olsa başına sürer diye bir söz duydunuz mu? Yok soru öyle değildi, kelin ilacı olsa kendi başına sürer. Peki ya sarımsak ilaç ise… Aforizma peşinde değilim. Aloe Vera için daha önce yazdığımız yazıda ifade ettiğim gibi, internette çok önerilenler listesinin bir başka üyesi de sarımsak… Zeytinyağı içinde limonlu veya limonsuz hazırlanarak saça sürülmesi tavsiye ediliyor. Eğer indirgemeci yaklaşırsak zeytinyağı, limon ve sarımsak Tanrı’nın üç lütfu… Yesen olur, sürsen olur… Ama yesen ne olur, sürsen ne olur ve ne kadar olur kısmını öğrenmek de kullara kalmış. Biz çok tembeliz kardeşim, sormadan, araştırmadan yeriz süreriz derseniz o da ayrı bir yaklaşım tabii.

 

 

 

Bir kişinin evde saçları için yapabileceği en iyi bakım ürünlerinden bir tanesi bu muhteşem üçlüden oluşuyor. Zeytinyağı, limon(suyu) ve sarımsak. Zamanla bunun içerisine biraz aloe vera jeli, biraz biberiye, çörekotu yağı kattınız mı oldukça bilimsel bir formülünüz olmuş olur…

 

Sarımsağın ne kadar sağlıklı bir yiyecek olduğunu anlatmaya sanırım bu sayfalar yetmez. Özellikle kardiyovasküler sağlık için yapılan onlarca çalışma hep olumlu sonuçlar ortaya koymuş (1).

 

Sarımsağın içerisindeki aktif maddenin ismi allicin (allisin)’dir. Bu madde organik bir sülfür bileşiğidir ve vücutta hidrojen sülfüre (H2S) dönüşür. Bu garip molekül insan vücudunda değişik reaksiyonlara girerek sonuçta damarları genişletir ve önemli bir koruma sağlar (2). Bu konuda yapılmış tüm çalışmalarda sarımsağın kalp damar sistemini koruduğu açıkça gösterilmiş (3).

 

 

 

Solda (A) deney hayvanının kalbinden bir kesit görülüyor. Mavi alanlar yaşayan bölgeleri, beyazlık ise tamamen ölmüş yani içine mavi boyayı almayan bölgeyi gösteriyor. Solda bir madde verilmemiş ve hayvana kalp krizi geçirtilmiş. Sağda ise deney hayvanına belirli miktar hidrojen sülfür (sarımsaktan ortaya çıkan haberci molekül) verilmiş. Görüldüğü gibi sağdaki kalpte hiç beyaz yani ölü alan yok.

 

Madem damar sistemini genişletiyor acaba saçlı deriye sürüldüğünde saç köklerinin kanlanmasını da artırır mı diye düşünmemek olmaz. Ancak bu önce sarımsağın saç dökülmesinin bir başka formu olan alopesi areata hastalığında da yaygın olarak kullanıldığını ve başta geleneksel İran tıbbında olmak üzere (4) doğu kültürlerinde önemli bir tedavi edici ajan olarak kabul edildiğini belirtmiş olalım (5).

 

Gelelim kan damarlarını genişletme ve kan dolaşımını artırma etkisine. Otomobillerine, makinelerine bayıldığımız Almanlar bu alanı da boş bırakmamışlar. Çünkü onlardaki homeopatik tıpta sarımsak çok önemli bir argüman. Araştırmışlar ve sarımsak tozunun deri kan dolaşımını %55’a kadar artırdığını bulmuşlar. Hatta bu artışı sarımsak tozu kullanıldıktan 5 saat sonraki ölçümlerde elde etmişler (6).

 

Bunun yanında topikal olarak uygulanan sarımsak tozu, deriyi ultraviyoleden korur, virüs ve mantar enfeksiyonları ile başarıyla savaşır ve sedef hastalığının lezyonlarının azalmasına yardımcı olur (7). Bu kadar olumlu etkiyi bir arada barındıran sarımsağın zeytinyağı gibi bir şifanın içinde saça sürülmesinin yararları olacağı aşikardır.

 

 

 

Tek başına saça iyi gelen aloe vera, sarımsak, zeytin yağı, çörekotu yağı, yeşil çay ekstraktı, üzüm çekirdeği ekstraktı ya da saw palmetto ancak çok iyi bir yemek yapılırsa ve saç kök hücrelerinin ihtiyaçları karşılanırsa kalıcı bir çözüm geliştirilebilir. Bu nedenle iyi bir saç ürününün tıpkı iyi bir yemek gibi birden çok etken madde içermesi gerekmektedir.

 

Yine de şunu belirtmekte fayda var; iyi bir yemek için yağ ve sarımsak olmazsa olmazdır. Ancak sadece zeytinyağı ve sarımsakla iyi bir yemek yapmak mümkün değildir. Onun için siz saçınızı beslemek için tercih ettiğiniz yemeğin içinde zeytinyağı var mı, sarımsağın kendisi değilse bile yararlı maddeleri var mı diye sorabilirsiniz.

Minoxidil | Minoksidil | Sadece 39 TL

Yaşadığımız dönemde birçok insanın saçları dökülmektedir. Doğduğumuz günden bu zamana kadar vücudumuzun bir numaralı aksesuarı olan saçlarımızın bakımı ve tedavisi oldukça önemli bir durumdur. Saç tellerimiz birçok nedenden ötürü dökülebilir. Genetik sebepler, hava koşulları, psikolojik nedenler ve yetersiz bakım gibi nedenler ve dökülen saç tellerinin oluşturduğu boşluklar insanlarda kötü bir hava yaratır. Birden fazla tedavi şekli olan dökülmelerin son zamanlardaki en büyük kurtarıcısı Minoxidil losyondur. Bu ürün, doğal ve organik olmaktadır. Özellikle erkeklerin saç dökülmeleri nedeni ile kullandığı bu ürünü kadınlarda gerektirdiği takdirde kullanabilmektedir.

Dökülmeyen Saçlar

Günümüzde birçok insanın kullandığı bu ürünü bulmak için insanlar birçok yere başvurabilirler. Kolaylıkla bulunabilen ve özellikle erkeklerin tercih ettiği bu ürün sayesinde güzel kokulu bir harici uygulama ile saç dökülmesi ciddi bir oranda azaltılıp, engellenebilir. Bu yönüyle dünyada birçok kişi tarafından kullanılmaktadır. Oldukça popüler olan minoxidil losyon ile saç dökülmelerinin önüne geçilebilmektedir.

Kullanımı Nasıldır?

  • Minoxidil’i uygulamadan önce saçlarınızın derisinin temiz ve kuru olması gerekir. Bunun için saçlarınızı havlu ya da saç kurutma makinesi ile iyice kurulayınız.
  • Minoxidil 2 aydan sonra saçlarda fark olmaya başlar ilk 6 ay sabah akşam sürüyorsunuz 2. 6 aydan sonra günde 1 defaya düşürebilirsiniz. 4 ayda saçlarınızda baya fark olmuş olur 1 seneden sonrada losyonu direk bırakmayınız azaltarak bırakmanız tavsiye edilir.
  • Minoxidil’i uyguladıktan sonra 4 saat içerisinde kesinlikle saçınızı yıkamayınız aksi takdirde losyonun hiçbir etkisi olmaz. Bu süre zarfında saçınızda başka bir işlem yapmayınız.